Kimler yeni

  • ece
  • ABDULKADİR
  • Kadir Kaya
  • büşra
  • FLULFENIA

Çiçek ve Gübre

Bir konferansından sonra bazı gençler "Sakarya Türküsü"nün büyük şairi Necip Fazıl'ın etrafında toplanırlar. İçlerinden biri,
"Anlattığınız fikir hayatı içinde sizi de görmek istiyoruz"
deyince üstat şu cevabı verir:
" Ben, özlenen İslam çiçeğinin sadece gübresiyim."

Hayvana Dönmek

Necip fazıl gerçek yolu bulup dönüş yaptıktan sonra,birgün haliç kyısında Nazım hikmetle buluşmuş.
Zıt görüşlere sahip olsalarda aslen dost olan bu ikili aralarında konuşurlarken...
Konu Necip fazılın sakalına gelince
Nazım; ne o necip hayvana dönmüşsün deyince
Üstad- he öylemi dur o zaman HALiÇ' e döneyim demiş....

Benim Geçmişim

Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış...
Çıkıp herzamanki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş...
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Prefesör, Necip Fazıl a
'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz... Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir... bu ne demek oluyor?
Necip Fazıl ın cevabı herkese parmak ısırtacak bir cevap olur Benim geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar.

Ruhun Kusar

Bir yaz günü... Sofra kurulmuş, yemek yenilecek... Her şey hazır... Merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek, masanın üzerindeki içi su dolu "viski şişesi"ni görünce sorar:
"Bu ne?"
Cevap verir, oğlu;
"Baba; soğuk su için.... Buzdolabına ancak bu şişeleri koyabiliyoruz da!..."
İtiraz eder üstad:
"Olmaz!.."
İzaha çalışır oğlu...
"Baba inan ki çok iyi temizledik, bol sabun ve kaynar sularla yıkadık."
Üstad yine "olmaz" der ve şu ibretli sözler dökülür ağzından:

Mahkemede hakim, Necip Fazıl'a:
- Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
- Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?

1001 Türlü Hali

Gazeteci yazar Mehmed Şevket Eygi'nin babası oldukça hastalanmış. Mehmed Akif de bu çok sevdiği fakat oldukça da cimri olan yakın dostunu ziyarete gitmiş. Hal hatırdan sonra iyice bitkin olduğunu gördüğü dostuna;
- Dostum, biraz paranıza kıysanız, bir tavuk alsanız da bir çorba yapıp yeseniz. Belki biraz kendinize gelirsiniz" demiş.
Hasta dostu ise para harcamaya yaklaşmadığı için:
- Olur mu Akifciğim! Dünyanın binbir türlü hali var! İnsanın başına her şey gelebilir. Öyle hemen israf yapmamalı, parayı çarçur etmemeli" demiş. Bunun üzerine Akif:

Avrupa Tasviri

Berlin'den dönen Akif'e Avrupa'yı soran dostlarına konuyu şöyle özetlemiştir:
"Yaşayışları dinimiz gibi, dinleri yaşayışımız gibi"

Adamın biri mevlid okurken bazı yerleri oldukça belirgin bir şekilde yanlış okur. Akif birkaç kez düzeltmeye çalışsa da adam hiç tınmaz ve kendini beğenen bir eda ile "Ben hocamdan böyle öğrendim" deyince kibarlıktan anlamayan bu zata Mehmed Akif şu cevabı yapıştırmış:
- "Hocan da az cahil değilmiş."

Adam Sanmıştım

Oldukça ağır bir hastalığa yakalanan Akif hasta döşeğinde yatarken kelli felli bir adam kendisini ziyarete gelir. İçeri giren adamın heybetli ve vakur görüntüsüne bakarak ciddi bir insanla karşı kaşıya olduğunu sanan Akif bütün hastalığına ve bitkinliğine rağmen ayaklarını toparlar, gelen adama saygı gösterir. Fakat adam Akif'e bir soru sormak ister ve aslı hurafe olan şu soruyu sorar:
-"Efendim! Bir adam gök kuşağının altından geçerse kadın olurmuş, bu doğru mudur?"
Adamın bu yersiz sorusu üzerine Mehmed Akif etrafındakilere şunu söylemiş:

Vefa Lisesi Edebiyat Öğretmeni Süleyman Fehmi Bey Fransızca bir eseri Türkçe'ye çevirmiş. Kitabı Mehmed Akif'e gösterip fikrini soran Mithat Cemal Bey'e şu cevabı vermiş:
- "Hiç bilmediği bir dilden, az bildiği bir dile tercüme yapmış."

Her Günün Tütünü

Bir dostu ünlü İskoçyalı edebiyatçı Thomas Carlyle’a sorar:
—Bu kadar kitabı nasıl biriktirdiniz.
Carlyle şu cevabı verir:
—Bu kütüphane benim her günkü tütünümdür!
—Ne demek istediğinizi anlamadım?
Carlyle açıklar:
—Arkadaşlarımın tütüne verdiği parayı, ben kitaplarıma verdim.

Yüzde 50'si

Üstad Necip Fazıl bir gün mahkemede savunmasını yaparken sinirlenir ve:
-Burada bulunanların % 50'si aptaldır, der
Hakim, mahkemede olduğunu ve sözünü geri alması gerektiğini söyleyince,
Üstad devam eder:
-Tamam Burada bulunanların %50'si aptal değildir!

Peygamber Hanesi

Hz Mevlânâ, evlerinde yiyecek olarak hiçbir şey kalmadığını söyleyen hanımına tekrar tekrar sormuş:
- Gerçekten hiçbir şey kalmadı mı?
- Evet, demiş eşi Hiç yiyeceğimiz kalmadı
O yoklukta tükenmez hazinelerin sahibini bulan Mevlânâ, ellerini kaldırıp:
- Allah'ım sana hamd-ü senâlar olsun, diye şükretmiş Evim, Peygamber hanesine benzedi.

Haklı Tenkit

Eflâtun, bir grup arkadaşı arasında oturan Sokrat'a:
- Geçen gün bir arkadaşını herkesin arasında azarladın, diye çıkışmış. O sözleri başbaşa kaldığın zaman söyleyemez miydin?
Sokrat, soruya soruyla karşılık vermiş:
- Beni böyle azarlamak için, başbaşa kalmamızı bekleyemez miydin?

Takva Ne Demek ?

Ebu Hureyre "takva"nın ne olduğunu soranlara:
- "Siz hiç dikenli yoldan geçtiniz mi?" dedi. Onlar da "Evet geçtik" dediler.
Bunun üzerine: "O halde oradan geçerken ne yaptınız?" diye sordu. Onlar:
- Dikenlerden sakındık, dediler.
- İşte takva da, günah ve hatalardan sakınmaktır, cevabını verdi.

Kader

Kenân Rıfâi'ye sormuşlar:
- Madem ki neticede kaderin dediği oluyor. O halde niçin çalışıyoruz?
Şu cevabı vermiş:
- Çalışmak da kaderin icabı olduğu için!

Yetmez Mi ?

Asr-ı saadetteki muhteşem hadiselerden duygulanan bir genç:
- "Keşke Peygamberimiz'in (sav) devesi olsaydım" deyince, Ali Suad atılmış:
- Ümmeti olman yetmiyor mu?

Selim Gündüzalp, sosyoloji hocaları olan rahmetli Seyid Ahmet Arvasi'ye:
- Hocam demiş, "insan maymunun gelişmiş şeklidir" diyorlar. Ne dersiniz?
Seyid Ahmed Arvasi şu cevabı vermiş:
- O mantığa göre, çınar ağacı da maydanozun gelişmiş şeklidir.

Nasıl Geçirir ?

Necip Fazıl'a, "Allah, deveyi iğnenin deliğinden geçirebilir mi?" diye sormuşlar. "Evet geçirir" demiş. Bunun üzerine "deveyi mi küçültür, yoksa iğneyi mi büyültür?" demişler. Necip Fazıl, İlahi kudretin sonsuzluğunu ifade babında, şu cevabı vermiş:
- Ne deveyi küçültür, ne iğneyi büyültür. Gökteki yıldızları senin gözbebeğine sığdırdığı gibi, vızır vızır geçirir.

Bravo

Genç bir şair, saçma sapan şiirlerini Victor Hugoya okuduktan sonra:
-Üstad, diye sormuş. Şiirlerimi nasıl buldunuz?
Victor Hugo:
-Vezinsiz, kafiyesiz ve manasız bir şey yazmak istemiş ve tam muvaffak olmuşsunuz, demiş. Bravo doğrusu.

Uyku Kardeşliği

Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler.
Yanındaki talebesi:
-Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:
-Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.

Haklı Ölüm

Sokrat ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
-Haksız yere öldürüyorsunuz, diye ağlamaya başlayınca,
Sokrat:
-Ne yani, demiş. Bir de haklı yere mi öldürseydim?

Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfike göstererek fikrini sorar:
Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:
-İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!
Neyzen Tevfik şu cevabı verir:
-Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.

Sokrat ve Bileytaşı

Talebelerden biri Sokrata sormuş:
-Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?
-Evlat, demiş Sokrat. Bileytaşı keskin değildir amma, en sert demiri bile keskin eder...

Böyle Korunur

Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder.
Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak:
-Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, âferin!

Gönülsüz Gönül

Abdülhak Hâmidin evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamide döner ve:
-Efendim, gönül kocamaz! der.
Hamid cevap verir:
-Kocamaz ama, kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.

Sır Saklamak

Yavuz Sultan Selim, bir çok Osmanlı Padişahı gibi devletin selameti için sefer hazırlıklarını gizli tutarmış. Bir keresinde vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
- Sen sır saklamasını bilir misin? diye sormuş.
Vezir, Yavuzdan cevap alacağı ümidiyle:
-Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Sultan Yavuz cevabı yapıştırmış:
-Ben de bilirim.

Reklam Gerçeği

ABD de Brooklyn köprüsünde bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş.Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde ''Doğuştan Kör'' diye yazmış.Herkes önünden geçerken tek tük para atıyormuş.Bir reklamcı bunu görüp tabelayı alıp arkasına birşeyler yazıp tekrar sessizce yerine koymuş.Ne olduysa ondan sonra olmuş.Tabelayı okuyan herkes başlamış şapkanın içine para atmaya... Bir cümle kafi olmuş şapkanın ağzına kadar para dolmasına.Cümle şu imiş: ''Güzel bir bahar günü... Ama ben baharı göremiyorum.''

Tarih biyografisi ve monografi sahalarında erişilmesi çok güç bilgisiyle, dünya çapında bir şahsiyet olan İbnülemin Mahmud Kemâl'a sormuşlar:
- "Sizdeki bilginin çok azına sahib olmalarına rağmen sizden çok daha fazla tanınanlar var. Bunun sebebi nedir?"
Şöyle cevap vermiş:
- Ben bilmek için öğrendim, onlarsa bilinmek için!

O Büyüktür

Hz. Abbas'a soruldu: "Sen mi büyüksün, yoksa Hz. Peygamber mi?" Peygamberimizin amcası olan Hz. Abbas, şu cevabı verdiler:
"Ben ondan önce doğdum; ama O benden büyüktür."

Sayfalar

You are here

nükteler

Subscribe to RSS - nükteler